Fatih Haber

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor

Suriyeliler ülkemize bombalandıkları için gelmiyorlar. Suriyeliler Türkiye’ye gelmeleri için bombalanıyorlar. Türkiye 2011 yılı sonrasında çok kısa bir süre içerisinde ülkemizin demografik yapısını değiştirecek bazı kentlerimiz ve ilçelerimizde Türkleri azınlığa düşürecek büyüklükte bir göç yaşayarak dünyanın en fazla sığınmacı barındıran ülkesi haline gelmiştir. KİLİS İLİ VE FATİH İLÇESİNDE YERLEŞİK TÜRK NÜFUSUN AZINLIĞA DÜŞTÜĞÜ GÖZLEMLENİYOR

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor
Tarih: 06-05-2020 13:45

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor - MART 2020 1

İÇİNDEKİLER
3 GİRİŞ - Stratejik Göç Mühendisliği ve Türkiye
6 1. BÖLÜM - Suriyeli Sığınmacı Sayıları ve Nüfus
9 2. BÖLÜM - Suriyeli Sığınmacıların Neden Olduğu Sorun Alanları
9 1. Suriyeli Sığınmacıların Türkiye'ye Ekonomik Maliyeti
 (Suriyeli Sığınmacıların Hesaplanamayan Parasal Maliyetleri)
15 2. Suriyeli Suç Örgütleri ve Eroin Mafyası
18 3. Suriyeli Sığınmacıları ve Eğitim Sitemindeki Sorunlar
20 4. Suriyeli Sığınmacıları ve Türk Sağlık Sistemi
24 3. BÖLÜM - Sığınmacılar ve Mültecilerle İlgili Hukuki Düzenlemeler
2 STRATEJİK GÖÇ MÜHENDİSLİĞİ, SURİYELİ SIĞINMACILAR ve BÜYÜK KÜRDİSTAN PROJESİ
21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor - MART 2020 3


Türkiye 2011 yılı sonrasında çok kısa bir süre içerisinde ülkemizin demografik yapısını değiştirecek bazı kentlerimiz ve ilçelerimizde Türkleri azınlığa düşürecek büyüklükte bir göç yaşayarak dünyanın en fazla sığınmacı barındıran ülkesi haline gelmiştir. 

Orta Doğu ve Asya’nın değişik ülkelerinden gelen yabancı sayısı 7 Milyona yaklaşmış, Türkiye nüfusunun %8.5’ini oluşturmuştur. Bu rakam 16 Avrupa ülkesinin nüfusundan daha fazladır. Türkiye, Roma İmparatorluğu gibi bir kavimler göçü ile karşı karşıyadır. 

Hiçbir ülke bu kadar kısa bir süre içerisinde gelen büyük bir nüfusu kontrol ve entegre edemez; olumsuz siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel ve jeopolitik sonuçlarını engelleyemez.
Türkiye’ye yönelik gerçekleşen bir kavimler göçü, ülkemize yönelik sürdürülen bir stratejik göç mühendisliğidir. Diğer bir ifadeyle Suriyeliler ülkemize bombalandıkları için gelmiyorlar. Suriyeliler Türkiye’ye gelmeleri için bombalanıyorlar.

Stratejik göç mühendisliği tarih boyunca uygulanmış, bilinçli nüfus hareketlerini gerçekleştirmek amacıyla yapılan eylemleri, politikaları ifade eder. 
Stratejik göç mühendisliği konusundaki çalışmaları ile tanınan Kelly M. Greenhill, stratejik göç mühendisliğini şöyle tanımlamaktadır: “Stratejik göç mühendisliği tabiri, devletler ya da devlet dışı aktörler tarafından, belli bir bölgede yaşayan nüfusun güçlendirilmesi, zayıflatılması ya da muhtevasının değiştirilmesini sağlayan yollarla, askeri ve siyasi amaçlar dahilinde kasti şekilde yaratılmış iç ve dış göçleri ifade ediyor… 

Mühendislik eseri göçleri yaratan araçlar, tehditten askeri güç kullanımına, kazanç vaadinden finansal
teşviklere, hatta normalde kapalı olan sınırların açılıp basitçe geçişin kolaylaştırılmasına uzanan geniş bir skalayı kapsıyor.”
Ülkemize yönelik stratejik göç mühendisliğinin iki stratejik hedefi vardır;
Birinci Nedeni: Türkiye’de İç Savaş Çıkmasına Müsait Bir Demografik Yapının Oluşması Emperyalizmin Suriyelilerin Türkiye’de kalmasını istemesinin birinci nedeni, gelecek on yıllarda Türkiye’de bir Kürdistan kurmak amacıyla, iç savaş çıkarmak için sığınmacılardan istifade etmektir.

Emperyalizm, planlarını çok uzun vadede yapar, kararlı ve istikrarlı bir şekilde uygular.
Irak'ın parçalanma süreci 1991'de başlamıştır. Ve devam etmektedir. Suriye'nin parçalanma süreci 2011'de başlamıştır, devam etmektedir. Bu süreçte Irak'ın kuzeyinde federe Kürdistan önce fiili sonra hukuki olarak kurulmuştur. 
Şimdi Suriye'nin kuzeyinde PKK'nın kontrolünde bir Kürdistan oluşturulmaktadır. Sırada önce İran, sonra Türkiye toprakları üzerinde Kürdistanların kurulması projeleri vardır. Türk topraklarında bir Kürdistan'ın kurulması için Türkiye'nin bir gayrinizami harp ortamına sürüklenmesi gerekir. Diğer bir ifade ile; nasıl önce Irak’ta sonra Suriye’de iç savaşlar çıkarıldı ve sonra bu iki ülkenin içinden Kürdistanlar çıkarıldı ise, Türkiye’de de aynı proje uygulanmaktadır. Ancak Türkiye’nin sosyolojik yapısı Irak ve Suriye’den farklı olarak güçlü bir milli kimliğe sahip olduğu için Türkiye’de Türk-Kürt iç savaşı çıkarmak mümkün değildir/olmamıştır. 

Fakat Suriyeli sığınmacılar, önümüzdeki on yıllarda ülkemizde ateşlenecek bir gayrinizami harp için çok önemli bir vasıta oluşturmaktadır. Bu vasıtayı hem Suriye hem Türkiye düşmanı birçok ülke ve yapının kolaylıkla kullanabileceği açıktır. Suriyelilere vatandaşlık verilmesi, onların kendilerini Türkiye’de kalıcı görmesi, sorunları artıracak ve keskinleştirecektir. 

21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ / Özel Rapor - MART 2020 5
Türk milletinin artan mağduriyet duygusu daha da güçlenecektir. Türkler ve Araplar arasında başlayan kaynak paylaşımı savaşı daha da artacaktır. Bir yandan kendi içinde kültürel, politik ve bölgesel olarak ayrışmış Türk milleti, diğer yandan coğrafi anlamda Şanlıurfa-Konya hattında bloklaşmış; Ankara, İzmir, İstanbul gibi metropollerde büyük gettolar oluşturmuş olan Suriyeliler. Arapların ağırlıklı olarak yerleştiği mahalleleri, ilçeleri (Fatih, Hatay/Reyhanlı) hatta Kilis örneğinde olduğu gibi kentleri Türkler terk etmeye başlamışlardır.

Böyle bir sosyal zemin dış tahriklere, kitlesel çatışmaları kışkırtmaya çok uygun bir ortam yaratacaktır. Batı’nın içimizdeki bu gayri nizami harp ortamını iç savaşa dönüştürmesi hiç zor değildir. Bu gerçeği görmemek için kör olmak gerekir.
Ayrıca Suriyeli sığınmacıların en yoğun olarak yaşadığı/yerleştikleri bölgeye bakıldığı zaman sadece Türkiye’nin Suriye sınırında kırılgan bir jeopolitik yapı oluşturmakla kalmayıp aynı zamanda en sorunlu jeopolitik bir alt bölge olan Doğu Akdeniz ile sınırdaş illerimizde de demografik yapıyı köklü şekilde değiştirdikleri görülmektedir.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ    ORJİNAL PDF RAPORU İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN


Kaynak: FATİH HABER

Editör: ABDULLAH GÖZAYDIN

YORUM YAP

DISQUS YORUM YAP

FACEBOOK YORUM YAP


DİĞER HABERLER


Masa Üstü Sürüme Geç